Futbol

Adım Adım Dünya Kupası’na! | A Milli Takım Dünya Kupası Elemeleri İncelemesi

A Milli Futbol Takımımız, 24 Mart’ta Hollanda maçı ile başlayan Dünya Kupası Grup Eleme maçlarını play-offlara kalarak grubunu 2.sırada tamamladı. Biz de bu yazımızda eleme süreci boyunca oynanan maçları ve gelişen süreci inceleyeceğiz.

Mart Milli Arası

Milli takım eleme maçlarına gelirken Avrupa Şampiyonas’ına direkt katılmaya hak kazanmış, özgüveni yerinde ve bunun taraftarlara da yansıdığı bir havayla başladı. Hollanda maçında her ne kadar evimizde de olsak bizim Avrupa Şampiyonası elemelerinde oynadığımız hızlı geçiş oyunu temelli bir planla çıktık. Maçın geneline baktığımızda bu planın tuttuğunu görebiliriz ki Milli Takımımız maçı 4-2 kazandı. Ancak dikkat ettiğimizde bulduğumuz pozisyonların hemen hepsini gol yapmamız, galibiyet sarhoşu olmamızı sağlamış olabilir.

İspanya’daki Norveç maçında da aynı oyun anlayışıyla çıktık, ancak Hollanda maçından farkı; daha oturmuş bir defans hattı gördük ve yine geldiğimizi attık. Böylece 3-0’lık net bir galibiyet aldık. Letonya maçına geldiğimizde ise grubun bizimle birlikte en güçlü 2 rakibini farklı skorlarla yenmiş, artık hedefin grup liderliği olduğunu bilerek çıkmıştık. Maça da iyi başladık ancak Letonya’nın hava topu hakimiyeti ve bizim defans hattımızın savrukluğu, skoru korumakta güçlük çekmemize neden oldu ve 3-3’lük bir skorla berabere kaldık. Maçların bitiminde genel havaya baktığımızda olumlu bir hava vardı ama güçlü bir oyun görünmüyordu. Bu da bizi Avrupa Şampiyonası için tedirgin etmişti.

Milli Takımımız bu dönemden sonra yazın Avrupa Şampiyonası oynadı, ancak bildiğiniz üzere çok çok üzücü bir performans göstererek 0 puanla sadece 1 gol atarak grubu sonuncu tamamladı.

Eylül Milli Arası

Eylül ayındaki milli ara başlarken Şenol Güneş’le devam edilme kararı alınmıştı. Avrupa Şampiyonası’nda verilen çok kötü performansın izlerini silmek ve kötü havanın dağılması amaçlanmış maçlara o motivasyonla çıkılmıştı. Karadağ maçı başlarken atılan ilk golde oyuncuların sevinme sırasında hocaya koşmaları bunun bir kanıtıydı. Ancak maç aynı rahatlıkla devam etmedi. 2-0’ı bulduktan sonra skoru koruyamadık ve son dakikada gelen frikik golüyle maçtan 2-2 berabere ayrıldık. Rakip göz önüne alındığında bu sonuç, sorunların hala çözülmediğini ve sıkıntıların olduğunu gösteriyordu.

Cebelitarık maçında ise çok farklı kazanılması beklenirken biz ilk yarıda maçın adamını Uğurcan olarak seçmiştik. İkinci yarıda oyuna giren Halil ve Hakan’ın futbolun temellerinden biri olan basit duvar pasları yaparak açtığı maçta 3-0 galip geldik. Hollanda deplasmanında maça çıkarken içten içe “Hadi be Bizim Çocuklar!” desek bile, oyun bizi korkutmuyor değildi. Hollanda, bizim Cebelitarık maçında yaptığımız gibi temel 2’ye 1’leri yaparak daha 50. saniyede bizi açmayı başardı. Sonrasında kırmızı kart da gelince iyice dağıldık ve hatırlamak istemediğimiz bir skorla; 6-1 sahadan mağlup ayrıldık.

Bu maça gelirken ülke, iyice oyuncular arasında takım ayrımcılığı yapıyordu. Fenerbahçeliler Altay’ın, Trabzonsporlular ise Uğurcan’ın oynamasını istiyordu ve buna benzer ayrımlar hemen her mevkii için yapılıyordu. Bunun üzerine sonuçlar da başarısız olunca konuşulan şeylerden biri de Şenol Güneş’in maaşı oldu. Hollanda maçı da Şenol hoca ve ekibinin son maçı oldu.

Ekim Milli Arası

Bu dönemde artık Milli Takımımızda yeni bir dönem başladı. Futbolun başına Hamit Altıntop getirilmiş ve kendi araştırmaları sonucu teknik direktör olarak ise Almanya U21 hocası Stefan Kuntz getirilmişti. Ekim ayı arası başlarken lider hedefiyle başlanan grupta, sonuçların getirdiği ümidi kesmiş bir Türkiye vardı. Bu yüzden kısa vadeli hedef bu inancı geri getirmekti. Evimizde oynadığımız Norveç maçı, içeride havanın değiştiğini ve olumlu bir durum olduğunu gösterdi. Fakat takımla çok az çalışan Kuntz hoca oyuna çok etki edememişti normal olarak. Eksik Norveç’e karşı 1-1’lik beraberlikle yetinmek zorunda kaldık.

Sonrasında oynanan Letonya maçında da bizim klasik sorunlarımızdan olan kapalı savunmayı açma sorunuyla karşılaştık. Son dakikada gelen penaltı golüyle 2-1 kazandık. Her şey bitti derken gelen galibiyet golüyle iyiye giden bir kırılım yaşanmış olabilir. Maç sonunda daha 2. maçına çıkan Stefan Kuntz, kendi söylemiyle baskının getirdiği hissiyatla gözyaşlarına hakim olamadı.

Kasım Milli Arası

Artık son 2 maça gelmiştik ve önce biz üstümüze düşeni yapacaktık, sonra rakiplerimizin maçlarına bakacaktık. İlk maç Cebelitarık maçıydı. Bu maçta en az 6 gol farkla kazanmamız gerekiyordu çünkü Norveç ile averajı kapatıp 2. olmalıydık. Stefan Kuntz, sahada daha çok teknik oyunculara yer verdi. Kapalı savunmaları açma sorunumuzu rakibin orta bölgesine paslarla girerek aşmayı başardık ve sonucunda istediğimizi aldık. Rakibimiz olan Norveç de beklenmedik bir şekilde Letonya ile berabere kalınca her şey istediğimiz gibi oldu.

Son maça çıkarken, Hollanda maçına bağlı olarak biz kazandığımız takdirde lider olarak çıkma şansımız bile vardı. Derken maç başında yenilen gol, yine bir hayal kırıklığı mı olacak diye sormamızı sağladı. Ancak daha sonra oyuncuların oyuna tepkisi ile görüldü ki öyle bir durum olmayacaktı. Geriden gelerek 2-1 kazanmasını bildik ve Hollanda’nın Norveç’i mağlup etmesiyle grubu ikinci sırada bitirip play-off’lara gitmeye hak kazandık. A Milliler 26 Kasım’da yapılacak kurada 2. torbada yer alacak ve muhtemel rakiplerimiz ise;  Portekiz, İskoçya, İtalya, Rusya, İsveç ve Galler olacak.

Yazımızı bitirirken umalım ki kura şansı yanımızda olsun ve o zaman geldiğinde oyuncularımız da en formda zamanlarında olsunlar. Okuduğunuz için teşekkür ederiz.

Doğukan Önal

         Paylaş ya da Gönder

NBA Maçlarının TV Programı, Skorlar ve Sonuçlar

Bu kategoride ilginizi çekecek başka yazılar da var... / Kaçırmayın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu