NBA

Pat Riley’nin Varisi: Erik Spoelstra

Erik Spoelstra’nın basketbol koçu olma merakı 1988 yılında Portland Üniversitesinin takımı “Portland Pirates”ta oynarken başladı. Parlak bir oyuncu kariyeri olmayan Spoelstra, benchte otururken oyunun görünmeyen taraflarını gördüğünü ve oyunu kendi kolej koçundan daha iyi analiz ettiğini düşünüyordu. Ancak Erik Spoelstra’nın hayatını değiştiren olay 2001 yılında NBA tarihinin gördüğü en iyi koç ve yöneticilerinden biri olan Pat Riley ile tanıştığında gerçekleşti. Hani derler ya, hayattaki bütün şansınızı kullandığınız anlar diye… İşte bu genç koç adayı için Riley ile tanışmak onun bütün şansını kullandığı andı. Tabii, bu noktadan sonra pek şansa ihtiyaç duydu mu? Bu sorunun cevabını yazının devamında net bir şekilde alacağız.

Be Plus

2001 yılından 2008 yılına kadar Miami Heat’in başındaki Riley’nin yardımcı koçluğundan tarama ekibi koçluğuna kadar birçok farklı görev aldı. 2006 yılında NBA Finallerinde fazla şans verilmeyen takım olsa da Dallas Mavericks’i, 4 maç peş peşe kazanarak, 4-2 yendiler. Şampiyonluk için hangi tür oyuncuların ve nasıl bir mantalite gerektiğini gören Erik Spoelstra, Dwyane Wade ve Shaq gibi yıldız oyuncuların da nasıl kullanılması gerektiğini çok iyi gözlemledi. Artık sahne ışıklarının onun üzerinde olacağı yıllar yaklaşıyordu.

Pat Riley’nin Miami Heat’teki baş antrenörlük görevinden ayrılmasıyla 2009 yılında Heat’te baş antrenörlük görevine getirildi ve NBA tarihindeki ilk Filipinli-Amerikalı koç oldu. İlk iki sezonunda beklentilerin altında kalmasa da vasatı aşamadı. 2010 sezonunun ardından Clevend Cavaliers’tan ayrılma kararı alan Lebron James’in Miami Heat’i tercih etmesiyle birlikte şampiyonluğun en büyük adaylarından biri oldu. Ancak 2011 sezonunda okyanusu geçmeyi başaran Heat, derede boğuldu. Final serisinde 2006 finallerinde yendikleri Dallas’la tekrar karşılaşan Miami, otoriteler tarafından hiç şans verilmeyen rakibine 4-2 kaybetti.

20 Haziran 2006, American Airlines Center, Miami Heat vs. Dallas Mavericks: Dwyane Wade #3 serinin 6. maçında 95-92’lik zaferle gelen şampiyonluğu kutluyor. (Photo by Jesse D. Garrabrant/NBAE/Getty Images)

2012 sezonunun başlamasından önce medya tarafından yerden yere vurulan Heat oyuncuları ve koç Erik Spoelstra, şampiyonluğun yanına kimseyi yanaştırmamaya ant içmişti. Lebron James’in MVP performansı ve Spoelstra’nın Chris Bosh’u 4 numara pozisyonundan alıp pivot oynatmasıyla normal sezonda 66 galibiyet alan Miami, Oklahoma City’e karşı oynadıkarı final serisini ezici bir üstünlükle 4-1 kazandı. 2013 sezonunda da final serisine kadar geçen sezondan pek farklı geçmedi. Lebron yine MVP oldu ve Heat yine ligin normal sezonda en çok galibiyet alan takımıydı. Ancak final serisinde Gregg Popovich’in San Antonio’suna karşı 6. maçın bitmesine 50 saniye kala 5 sayı gerideydiler. Seride 3-2 geride olan Miami için bu maçın telafisi yoktu. Bir basketbol mucizesine ihtiyacı olan Heat, Ray Allen’in son saniyede attığı, NBA tarihinin en clutch üçlüklerinden biriyle maçı uzatmaya taşıdı ve seriyi 4-3 kazandı.

Ancak Erik Spoelstra’nın değeri Lebron’un takımdan ayrılmasıyla daha da iyi anlaşıldı. Her sene 4 veya 5. sıradan play-off’a girmeyi başaran Heat, ligin en istikrarlı takımlarından birine dönüştü. Pat Riley’nin onu tarama ekibinde görevlendirmesinin ekmeğini de draft seçiminde aldığı oyuncularla gösterdi. 2019 NBA Draft’ında 14. sıradan Bam Adebayo, 2020 NBA draft’ın da 13. sıradan Tyler Herro ve hiçbir takım tarafından alınmayan Duncan Robinson ile Kendrick Nunn’ı kadrosuna katan Heat, kadrosundaki veteranların da katkısıyla tekrardan iddialı bir kadro kurdu. Evet, Erik Spoelstra gerçekten şanslı bir insan ancak önüne çıkan fırsatları da onun kadar iyi değerlendiren koç sayısı bir elin parmaklarını geçmez.

Baran İşçi

NBA Maçlarının TV Programı, Skorlar ve Sonuçlar

Bu kategoride ilginizi çekecek başka yazılar da var... / Kaçırmayın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu

Reklam Engelleyici Algılandı

Reklam engelleyici